Bakan Kacır, Türk Mutfağı Haftası Etkinlikleri Kapsamında Düzenlenen “Bir Sofrada Miras” Programına Katıldı

Bakan Kacır, Türk Mutfağı Haftası Etkinlikleri Kapsamında Düzenlenen "Bir Sofrada Miras" Programına Katıldı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan Türk Mutfağı Haftası etkinlikleri kapsamında İstanbul’da düzenlenen “Bir Sofrada Miras” programına katıldı. Programa, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy eşleri ile birlikte iştirak etti.

Programda konuşan Erdoğan, İstanbul’un, yeryüzünün en eski şahitlerinden biri, medeniyetlerin, halkların, tarihin buluştuğu bir insanlık sofrası olduğunu söyledi.

Bu sofrada Türk mutfağının güçlü bir medeniyet mirası olduğunun yeniden hatırlandığını kaydeden Erdoğan, bu mirasın Türkiye’nin sadece yemeklerini değil yerelden evrensele uzanan kültürel zenginliğini de temsil ettiğini belirtti.

Emine Erdoğan, etkinlik dolayısıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına teşekkür ederek, yurt dışındaki etkinliklerle Türk Mutfağı Haftası’nı kutlayan dış temsilciliklere selam gönderdi.

Programda Bakan Kacır ve Bakan Ersoy da birer konuşma yaptı.

Bakan Kacır, “Kalkınma ajanslarımız ve bölge kalkınma idarelerimiz eliyle, bugüne kadar mutfak mirasımızın korunması ve tanıtılmasına yönelik 381 projeye 1,4 milyar lira destek sağladık” dedi.

Anadolu’nun köklü mirasını geleceğe taşımaya yönelik başlattıkları “Anadoludakiler” projesini himaye eden Emine Erdoğan’a teşekkür eden Kacır, “Bir Sofrada Miras” temasıyla, Anadolu’nun toprağını, emeğini, üretim kültürünü, mutfak hafızasını ve medeniyet birikimini sizlerle buluşturmanın bahtiyarlığını yaşıyoruz.” diye konuştu.

Tarih boyunca insanlığın yaşamın anlamını aradığını belirten Kacır, bu arayışın medeniyet kadar yemek kültürünü de doğrudan etkilediğini ifade ederek şunları söyledi:

KADİM MEDENİYETLERİN BULUŞMA NOKTASI: İnsanlık, tarih boyunca yaşadığı hayatın manasına ulaşmaya çalıştı. Bir taşı yontarken estetiği, sesi ritme dönüştürürken sanatı, toprağı işlerken bereketi keşfetti. Daha rafine, daha estetik, insan ruhu ile uyumlu bir medeniyet arayışı her alanı olduğu gibi yemek kültürünü de doğrudan etkiledi. Anadolu kadim medeniyetlerin buluşma noktasıdır. Bereketin, emeğin ve üretim kültürünün yurdu Anadolu, bu niteliğiyle, tarihi tatların, kokuların, sofra geleneklerinin ve lezzet hafızasının kesiştiği müstesna bir coğrafyadır.

“ANADOLU MUTFAĞI” ÇEVRECİ MUTFAK ANLAYIŞININ ÖRNEĞİ: Bugünün dünya gastronomisi yerel üretim, sürdürülebilir mutfak, doğal fermantasyon ve mevsimsellik gibi kavramları yeni başlıklar olarak ele alıyor. Bu anlamda Anadolu kültürünün sofraya yansıyan birikimi çağın ötesinde bir anlayışı temsil ediyor. Bereketi israf etmeden kullanan, emeği sofraya değer olarak taşıyan ve paylaşmayı bir medeniyet dili haline getiren Anadolu mutfağı, dünyanın bugün yeniden keşfettiği çevreci mutfak anlayışının en köklü örneklerinden biridir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde sürdürdüğümüz Yerel Kalkınma Hamlesi ile kültürümüzün sofraya yansımasını daha geniş kitlelerle buluşturmaya kararlıyız.

ANADOLU 1847 COĞRAFİ İŞARETLİ VE GELENEKSEL ÜRÜNE EV SAHİPLİĞİ YAPIYOR: Anadolu kendine özgü üretim bilgisi, yerel lezzetleri, geleneksel yöntemleri ve kuşaktan kuşağa aktarılan zengin mutfak mirasıyla her bölgesini yansıtan 1847 coğrafi işaretli ve geleneksel ürüne ev sahipliği yapıyor. Avrupa Birliği nezdinde tescilli 46 coğrafi işaretli ürünle, Anadolu’nun lezzet hafızası küresel ölçekte güçlü biçimde temsil ediliyor. Kalkınma ajanslarımız ve bölge kalkınma idarelerimiz eliyle, bugüne kadar mutfak mirasımızın korunması ve tanıtılmasına yönelik 381 projeye 1,4 milyar lira destek sağladık. Saygıdeğer Hanımefendi’nin öncülüğü ve himayelerinde yürüttüğümüz Anadoludakiler projemizle de yerel üreticimizin emeğini görünür kılmak, Anadolu’nun özgün değerlerini markalaştırmak ve kadim birikimimizi yeni nesillere bir kalkınma hikayesi olarak aktarmak üzere adım attık. Projeler, Anadolu’nun toprağındaki saklı bereketi, üretim bilgisini ve kuşaktan kuşağa aktarılan maharetleri görünür kılmayı amaçlıyor. Bu kapsamda, yerel ürünleri, geleneksel üretim yöntemlerini, zanaatları ve mutfak mirasını bütüncül bir yaklaşımla ele alıyoruz.

“ANADOLUDAKİLER” PROJESİ: Proje kapsamında ülke çapında düzenlediğimiz “Anadoludakiler” pazarları ile yerel ürünleri, geleneksel becerileri ve mutfak mirasını daha geniş kitlelere ulaştırıyoruz. Birleşmiş Milletler 80. Genel Kurulu döneminde New York Türk Evi’nde gerçekleştirdiğimiz sergiyle, Anadolu’nun binlerce yıllık zanaatını, dokumasını, el emeğini ve kültürel hazinelerini dünya sahnesine taşıdık. ’81 İl 81 Ürün Programı’yla şehirlerimizin kendine has lezzetlerini, zanaatını ve üretim birikimini geniş kitlelerle buluşturuyoruz. Hafızamıza ve geleceğimize değerli katkılar sunan ‘Anadoludakiler’ belgeseliyle Anadolu’nun dört bir yanındaki zanaatkârlarımızın ve üreticilerimizin kutlu emeğini, alın terini ekranlara taşıyoruz. ‘Anadoludakiler Nişanı’ akreditasyon programımızla yöresel özgünlüğünü koruyan, geleneksel üretim bilgisini yaşatan, kalite, sürdürülebilirlik ve gıda güvenliği ölçütlerini karşılayan ürünleri pazara sunacağız.

AYNI SOFRADA BULUŞMA KÜLTÜRÜ: Her bir sofra, Anadolu’nun farklı coğrafyalarında şekillenen üretim kültürünü, misafirperverlik anlayışını ve asırlardır kuşaktan kuşağa aktarılan lezzet hafızasını temsil ediyor. Aynı zamanda 1000 yıllık bir arada yaşama irademizi, ortak mazimizi ve aynı sofrada buluşma kültürümüzü güçlü biçimde yansıtıyor. Anadoludakiler” projesi, toprağın bereketini üreticinin emeğiyle, kadim üretim bilgisini çağın imkanlarıyla ve kültürel mirası güçlü bir markalaşma vizyonuyla buluşturan bir kalkınma yolculuğu. Bu yolculuğu milletimiz ile el ele yürüyecek, toprağımızın binlerce yıllık hikayesine, gönül coğrafyamızın yankılanan sesine kulak vermeye devam edeceğiz. Attığımız her adımda ortak hafızamızı tazeleyecek, geçmişin izlerini bugünün renkleriyle bir araya getirmeyi sürdüreceğiz. Kültürlerin iç içe geçtiği, dillerin ve inançların büyük bir ahenkle buluştuğu coğrafyamızın saklı hazinelerini gün yüzüne çıkarmaya, korumaya ve gelecek nesillere güçlü bir miras olarak aktarmaya devam edeceğiz. Anadolu’nun bereketini, emeğini ve kadim üretim bilgisini üretime, istihdama ve ihracata dönüştüreceğiz. Zenginliği, çok kültürlü yapısı ve asırlara dayanan birikimiyle Türk mutfağı, bu vizyonun en kıymetli unsurlarından biri olarak ülkemizin tanıtımına ve dünyayla kurduğu bağlara değer katmaya devam edecek. 5’inci Türk Mutfağı Haftası’nın ülkeye, kültür ve gastronomi dünyasına, yerli ve yabancı ziyaretçilere hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Programda konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ise programın bu yılki temasına değinerek, “Bu tema, Türk mutfağını yalnızca yemeklerden oluşan bir seçki olarak değil, göçlerle, ticaret yollarıyla, üretim kültürüyle, imece ruhuyla, aile gelenekleriyle ve kuşaklar boyunca aktarılan bilgiyle şekillenmiş yaşayan bir kültürel miras olarak ele almaktadır.” dedi.

EMİNE ERDOĞAN’A ANLAMLI HEDİYE

Siirt, Bursa, İzmir, Kafkas ve Trabzon halk oyunları gösterisiyle başlayan program, Türk ve Osmanlı mutfağı yemeklerinin servis edilmesinin ardından Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın konseri ve aile fotoğrafı çekimiyle sona erdi.

Etkinlik alanını gezen Emine Erdoğan “Birikim Mutfaktan”, “AnadoludaKİLER”, “Bereketli Hilal Sofrası”, “Şark Sofrası”, “Kardeşlik ve Birlik Sofrası”, “Yörük Sofrası”, “Karadeniz Sofrası”, “Rumeli Sofrası”,”Sıfır Atık Vakfı” ve “Millî Saraylar Başkanlığı” stantlarını ziyaret etti.

Bakan Kacır günün anısına Emine Erdoğan’a misafirin sofraya kattığı berekete bir teşekkür nişanesi olarak anılan “diş kirası”, Bakan Ersoy ise gümüş saplı boynuz çatal ve kaşık seti hediye etti.

Kaynak: Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı