İklim değişikliği, enerji maliyetlerindeki artış, doğal kaynakların azalması ve uluslararası pazarlarda uygulanan çevresel standartlar, sanayi işletmelerini daha verimli ve sürdürülebilir üretim modellerine yöneltmektedir. Özellikle Avrupa Birliği ülkelerine ihracat yapan veya uluslararası şirketlerin tedarik zincirlerinde yer alan üreticiler açısından enerji tüketimi, su kullanımı, karbon salımı, atık yönetimi ve kaynak verimliliği artık doğrudan rekabet gücünü etkileyen unsurlar hâline gelmiştir.
TÜBİTAK 1832 Sanayide Yeşil Dönüşüm Programı, işletmelerin bu dönüşüm sürecinde ihtiyaç duyduğu teknolojik geliştirme ve ticarileştirme çalışmalarını desteklemeyi amaçlar. Program, henüz fikir aşamasında bulunan projelerden ziyade belirli bir Ar-Ge geçmişine sahip, prototipi geliştirilmiş ve sahada uygulanmaya hazır teknolojilere odaklanmaktadır. Böylece daha önce gerçekleştirilen araştırma ve geliştirme çalışmalarının gerçek üretim ortamına aktarılması, ölçeklendirilmesi ve ekonomik değere dönüştürülmesi hedeflenir.
Program kapsamında Teknoloji Hazırlık Seviyesi 5 ile 9 arasında bulunan projeler değerlendirilebilir. Bu seviyeler, geliştirilen teknolojinin laboratuvar ortamındaki doğrulama çalışmalarından gerçek üretim koşullarında uygulanmasına ve ticari kullanıma hazır hâle getirilmesine kadar uzanan süreci ifade eder. Başvuru sahibinin geliştirdiği ürün, süreç veya teknolojinin temel araştırma aşamasını geçmiş olması ve somut bir Ar-Ge çıktısına dayanması beklenir.
1832 Programı, daha önce TÜBİTAK, KOSGEB veya uluslararası fonlar tarafından desteklenmiş bir projenin çıktısını ticarileştirmek isteyen şirketler için önemli bir fırsattır. Bununla birlikte işletmenin kendi kaynaklarıyla geliştirdiği, teknik olarak doğrulanmış ve saha uygulamasına hazır prototipler de program kapsamında değerlendirilebilir. Başvuru dosyasında projenin geçmişi, daha önce gerçekleştirilen Ar-Ge faaliyetleri ve ulaşılan teknik seviye açık biçimde gösterilmelidir.
Türkiye’de yerleşik sermaye şirketleri programa başvurabilir. KOBİ ölçeğindeki işletmelerin yanı sıra büyük ölçekli sanayi kuruluşları da destekten yararlanabilir. Demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, kimya ve plastik gibi enerji veya karbon yoğun sektörlerde faaliyet gösteren işletmeler açısından programın sağlayacağı kaynak verimliliği avantajları özellikle önemlidir. Ancak program yalnızca bu sektörlerle sınırlı değildir. Ölçülebilir bir yeşil dönüşüm etkisi oluşturabilecek üretim projeleri farklı sektörlerden de sunulabilir.
Program kapsamında prototip iyileştirme, uygulama testi, saha denemesi, pilot üretim ve ölçeklendirme faaliyetleri desteklenebilir. Geliştirilen ürün veya sürecin gerçek üretim ortamında test edilmesi, teknik eksikliklerinin giderilmesi ve seri uygulamaya uygun hâle getirilmesi için ihtiyaç duyulan çalışmalar proje kapsamına alınabilir.
CE işareti, kalite belgesi, ürün sertifikasyonu, test, analiz ve doğrulama faaliyetleri de programın önemli destek alanları arasındadır. Yeni geliştirilen bir teknolojinin pazara sunulabilmesi için teknik mevzuata, kalite standartlarına veya müşteri gerekliliklerine uygunluğunun belgelenmesi gerekebilir. Program sayesinde bu süreçlerin tamamlanmasına yönelik çalışmalar proje bütçesi içerisinde planlanabilir.
Elektrik tüketimini azaltan enerji verimliliği uygulamaları, program kapsamında değerlendirilebilecek proje konularının başında gelir. Daha az enerji tüketen üretim makinelerinin geliştirilmesi, atık ısının yeniden kullanılması, enerji yoğun süreçlerin optimize edilmesi, akıllı enerji yönetim sistemlerinin kurulması ve üretim birimi başına enerji tüketiminin azaltılması bu kapsamdaki çalışmalara örnek gösterilebilir.
Su verimliliğine yönelik projeler de desteklenebilir. Üretimde kullanılan suyun geri kazanılması, kapalı devre su sistemlerinin geliştirilmesi, proses suyunun yeniden kullanılması, kaçakların azaltılması ve su tüketiminin dijital sistemlerle takip edilmesi gibi uygulamalar işletmelerin çevresel performansını iyileştirebilir.
Atık yönetimi ve döngüsel ekonomi odaklı projeler, Sanayide Yeşil Dönüşüm Programının bir diğer önemli alanıdır. Üretim sonucu ortaya çıkan atıkların azaltılması, yeniden kullanılması, farklı üretim süreçlerinde ham madde olarak değerlendirilmesi veya geri dönüştürülemeyen atık miktarının düşürülmesi amacıyla geliştirilen teknolojiler proje kapsamına alınabilir.
Yenilikçi yeşil teknoloji geliştirilmesi de programın başarı göstergelerinden biridir. Üretim süreçlerinde kaynak kullanımını azaltan, daha temiz üretim sağlayan veya çevresel etkileri düşüren özgün teknolojiler desteklenebilir. Projenin yalnızca mevcut bir makinenin satın alınmasına dayanmaması; teknik geliştirme, uyarlama, doğrulama veya ölçeklendirme faaliyetleri içermesi gerekir.
Programda projenin çevresel başarısı Yeşil Dönüşüm Göstergeleri üzerinden ölçülür. Başvuru sahibi, proje önerisinde en az bir gösterge belirlemeli ve proje sonunda elde edilmesi hedeflenen iyileşmeyi ölçülebilir biçimde ortaya koymalıdır. Bu göstergeler, projenin yalnızca teknik olarak tamamlanmasını değil, gerçek bir çevresel fayda üretmesini sağlamayı amaçlar.
Birinci gösterge, üretim birimi başına elektrik tüketiminde en az yüzde 10 azalma sağlanmasıdır. Başvuru dosyasında mevcut tüketim değeri, hedeflenen tüketim seviyesi ve ölçüm yöntemi açıklanmalıdır. Üretim hacmindeki değişiklikler dikkate alınarak karşılaştırılabilir ve doğrulanabilir veriler sunulması önemlidir.
İkinci gösterge, üretim birimi başına su tüketiminin en az yüzde 10 azaltılmasıdır. Proje öncesi su kullanımı ile proje sonrasında ulaşılması beklenen değerlerin açıkça tanımlanması gerekir. Ölçüm yapılacak üretim hattı, sayaç sistemi, veri toplama yöntemi ve değerlendirme dönemi başvuru dosyasında belirtilmelidir.
Üçüncü gösterge, geri dönüştürülemeyen atık miktarında en az yüzde 10 azalma sağlanmasıdır. Atıkların kaynağında azaltılması, yeniden kullanılması veya alternatif üretim süreçlerinde değerlendirilmesi sonucunda elde edilecek iyileşmenin sayısal olarak ölçülmesi beklenir.
Dördüncü gösterge ise yenilikçi bir yeşil teknoloji çözümünün geliştirilmesidir. Bu kapsamda projenin teknolojik yeniliği, çevresel etkisi, uygulanabilirliği ve ölçeklenebilirliği birlikte değerlendirilir. Gerektiğinde ölçümlerin yapılması ve çevresel etkilerin doğrulanması için uzman kuruluşlardan hizmet alınabilir.
Program kapsamında sağlanan finansman başlangıçta faizsiz ve geri ödemeli destek niteliğindedir. Destek tutarı proje adına açılan özel hesaba aktarılır. Proje sonunda gerçekleştirilen teknik, ticari ve çevresel değerlendirmelere göre geri ödemeli desteğin belirli bir bölümü hibeye dönüşebilir.
KOBİ ölçeğindeki işletmeler için başlangıçta sağlanan geri ödemeli destek oranı yüzde 40 olarak uygulanırken proje başarısına bağlı hibe oranı yüzde 60 ile yüzde 80 arasında değişebilir. Büyük ölçekli işletmelerde başlangıç geri ödeme oranı yüzde 50, başarıya bağlı hibe oranı ise yüzde 50 ile yüzde 70 arasında değerlendirilebilir.
Projenin hibeye dönüşüm oranı yalnızca faaliyetlerin tamamlanmasına göre belirlenmez. Yeşil Dönüşüm Göstergelerinin gerçekleşme düzeyi, projenin ticarileşme başarısı ve oluşturduğu ekonomik etki de değerlendirmeye alınır. Proje tamamlandıktan sonra birinci ve üçüncü yıllarda gerçekleştirilen ticarileşme izlemeleri sonucunda hibeye dönüşüm oranı güncellenebilir.
Mikro ve küçük ölçekli işletmeler için maksimum proje bütçesi 14 milyon TL, orta ölçekli işletmeler için 22,5 milyon TL ve büyük ölçekli işletmeler için 48 milyon TL olarak uygulanmaktadır. Mikro, küçük ve orta ölçekli firmaların projeye en az yüzde 20 öz kaynak katkısı sağlaması gerekirken büyük ölçekli şirketlerde bu oran yüzde 30’dur.
Deprem bölgesindeki KOBİ’ler için öz kaynak katkısının yüzde 10 olarak uygulanabilmesi önemli bir avantaj sağlamaktadır. Bu işletmelerde geri ödemeli destek oranı yüzde 90 seviyesine ulaşabilir. Başvuru sırasında şirketin bulunduğu bölge, ölçeği ve ilgili çağrı koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.
Proje süresi en fazla 24 aydır. Geri ödeme süreci proje tamamlandıktan bir yıl sonra başlar ve en fazla dört yıl içerisinde tamamlanır. Ödemeler yılda iki defa olmak üzere altı aylık taksitlerle gerçekleştirilebilir. Bu yapı, işletmelerin yeşil dönüşüm yatırımlarını daha uzun vadeli bir finansman planı içerisinde yürütmesine katkı sağlar.
Başarılı bir başvuru için projenin teknik yeniliğinin yanında çevresel etkisinin de güçlü şekilde ortaya konulması gerekir. Mevcut üretim verileri, başlangıç değerleri, hedeflenen iyileştirmeler ve ölçüm yöntemleri arasında tutarlılık bulunmalıdır. Proje bütçesi faaliyetlerle doğrudan ilişkili olmalı, iş paketleri ölçülebilir çıktılar içermeli ve ticarileşme planı gerçekçi verilere dayanmalıdır.
Teşvik Akademi olarak şirketinizin 1832 Sanayide Yeşil Dönüşüm Programına uygunluğunu değerlendiriyor, projenin Ar-Ge geçmişini ve teknoloji hazırlık seviyesini analiz ediyoruz. İşletmenin enerji, su ve atık verilerini inceleyerek proje kapsamında kullanılabilecek Yeşil Dönüşüm Göstergelerinin belirlenmesine yardımcı oluyoruz.
Proje iş paketlerinin hazırlanması, teknik hedeflerin oluşturulması, bütçenin planlanması, çevresel etkilerin hesaplanması ve başvuru belgelerinin PRODİS üzerinden sunulması aşamalarında profesyonel danışmanlık sağlıyoruz. Başvuru sonrasında hakem değerlendirmesi, sözleşme, dönemsel raporlama, ödeme ve izleme süreçlerini de takip ediyoruz.
Danışmanlık yaklaşımımız yalnızca projenin onaylanmasına değil, belirlenen çevresel hedeflerin gerçekleştirilmesine ve geri ödemeli desteğin mümkün olan en yüksek oranda hibeye dönüşmesine odaklanır. Proje sonuçlarının ölçülmesi, teknik ve mali raporların hazırlanması, ticarileşme verilerinin izlenmesi ve destek yükümlülüklerinin zamanında yerine getirilmesi konularında işletmenize rehberlik ediyoruz.
Sanayide yeşil dönüşüm, işletmeler için yalnızca çevresel bir sorumluluk değil; enerji ve ham madde maliyetlerini azaltan, uluslararası pazarlara erişimi kolaylaştıran ve kurumsal rekabet gücünü artıran stratejik bir yatırımdır. Teşvik Akademi’nin uzman desteğiyle projenizin teknik, mali ve çevresel yapısını doğru biçimde kurgulayabilir, TÜBİTAK 1832 Programının sağladığı finansman fırsatlarından etkin şekilde yararlanabilirsiniz.